Figen Yüksekdağ’a tahliye yok, dava 20 Şubat’a ertelendi

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın yargılandığı davanın 3. duruşması bugün Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülmeye başlandı. Duruşmada Yüksekdağ haksız yere tutuklandıklarını belirterek, Türkiye’de yargının hiçbir zaman tam bağımsız olmadığını söyledi. Mahkeme heyeti Yüksekdağ’ın tutukluluğunun devamın istedi. Duruşma 20 Şubat Salı gününe ertelendi

Yüksekdağ’ın 3. duruşmasını çok az sayıda izleyici ile gazetecinin yanı sıra HDP milletvekilleri takip edebildi. Yurt dışından gelerek davayı takip etmek isteyenler ise duruşma salonuna alınmadı. Ayrıca Ankara’da dışından duruşmayı takip etmek için gelenlerin de otobüsleri polis tarafından bağlandı.

Mahkemenin 3. duruşmasının başlamasının ardından Yüksekdağ savunmasını yaptı. Yüksekdağ, AKP’nin sorunları çözmediğini ve sürekli beka sorunundan bahsederken kendisinin beka sorununun kaynağı olduğunu söylediği savunmasında “Türkiye halkları bu iktidarı hak etmiyor” dedi. Mahkeme heyeti Yüksekdağ’ın tutukluluğunun devamın istedi. Duruşma 20 Şubat Salı gününe ertelendi. Yüksekdağ’ın yaptığı savunmadan satır başları şöyle:

“Türkiye’de yargı hiçbir zaman tam bağımsız olmadı”

Yüksekdağ Anayasa’nın delinerek haksız bir biçimde dokunulmazlıklarının kaldırıldığını ve siyaset haklarının engellendiğini belirterek yargılamanın evrensel ilkelere uygun olması gerektiğini altını çizdi. Yüksekdağ sözlerine şöyle devam etti:

Bırakalım bugün Türkiye’de devam eden yargılamaların evrensel hukuk kurallarına uygun olup olmadığını Türkiye’deki yargı kurallarına bile uymuyor. Çok ciddi bir biçimde zaten toplum nezdinde yargıya karşı güvensizliği çok daha derinleştiriyor. Türkiye’de yargı ve siyaset mekanizmaları arasındaki çatışma alanlarını derinleştiriyor.

Türkiye’de yargı hiçbir zaman tam bağımsız olmadı ama hiçbir zaman da bu kadar bağımlı ve baskı altında olmadı. Ben bu baskı ifadesini kendi fikirlerimin propagandası olarak söylemiyorum. Bugün yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda söylediğim sözler ayan beyan ortadadır. “Şekil 1” bu duruşma salonu. Evet heyet elinden geldiği kadar kriterleri uygulamaya çalışıyor. Bunları görüyor ve ölçüyorum. Ama görüp ölçtüğüm çok açık bir durum daha var. Çok açık bir el bu davanın üzerinde basınç oluşturuyor. Ben bu eli davalar, yargılamalar başlamadan önce de biliyor ve görüyordum, artık kendisini saklama ihtiyacı bile hissetmiyor.

Yüksekdağ geçtiğimiz duruşmada mahkeme heyetinin, duruşmayı yabancı konukların izleyebileceği yönünde karar almasına rağmen kolluğun bu karara uymadığını belirterek “Benim savunma hakkımı sınırsızca kullanabileceğim ve mahkemenin basınçsız bir şekilde karar verileceğine dair bir inancım yok” dedi.

Diğer ülkelerde mahkemeleri, herhangi bir bildirimde bulunmadan izleyebildiğini belirten Yüksekdağ, duruşmaya yabancı heyetin alınmamasına ilişkin “Bu Türkiye’nin dünyaya ne kadar yabancılaştığını, insani ve hukuki değerlere ne kadar yabancılaştığını gösterir. Yabancı olan onlar değil, yabancı olan burası” ifadelerini kullandı.

“Kamusal mekanizmaları iç-dış düşman algısı üzerinden yönetiyor siyasi iktidar”

Yüksekdağ, savcının yabancı heyetle ilgili “Akredistasyonları yok” demesi üzerine değerlendirmelerde bulundu:

Bütün kamusal mekanizmaları da iç – dış düşman algısı üzerinden yönetiyor siyasi iktidar. Eminim bu mahkeme salonuna kadar yansıyor. Yargı kurumlarının çok temel bir farkı vardır. Her yerde göstermesi savunması gerekir. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı kalkıp falanca ülkeye posta koyabilir, yapmaması lazım ama yapıyor. Ama bir yargı mekanizmasının o politikanın parçası olmaması gerekir. Karşı çıkması gerekir.

Basın kuruluşlarının alınmaması da ayrı bir sorun. Akreditasyon denilen kavramı nereye çekersen oraya götürürsün. Türkiye’deki karşılığı; iktidarın izin vermediği, onaylamadığı hiçbir yere giremiyor basın kuruluşları. Bu salona olduğu gibi bir dizi yere giremeyen basın kuruluşları hapishaneye girebiliyor. Hapishaneye giriş tehlikesi ile her zaman karşı karşıyalar, hapishaneye girişleri sınırsız.

İşte demokrasinin olmadığı memleketlerde denklemler böyle tersine kurulur, her şey tersine döner, tersine dönene dünya bize normalmiş gibi algılatılır. Kuralları ve işleyişi, kendi iktidar gücüne dayanarak değiştiriyor. Ama bu normal, haklı, doğal, meşru değil. Siyasi iktidara gerek bile yok, siyasi iktidarın yetki verdiği ve kendisini bulunduğu yerin padişahı sananlar karar veriyor. Kimse çıkıp niye verdi bu kararı demiyor.

“15 Temmuz darbe sürecinin sonucuydu”

15 Temmuz darbe girişiminde Sincan’da tankların sokaklarda gezdirildiğini anımsatan Yüksekdağ “Şimdi de HDP Eş Genel Genel Başkanları yargılanmaya başladı. Bu da siyasi darbedir” dedi. Yüksekdağ darbenin 15 Temmuz da başlamadığını belirterek “15 Temmuz darbe sürecinin sonucuydu. Bu memlekette darbe mekanizması siyaset alanına dönük müdahaleler ile başladı” dedi.

Gerçek bir yargılama yapılamayacağını belirten Yüksekdağ sözlerine şöyle devam etti:

Dokunulmazlıkların kaldırılmasından önceki sürece bakın. İktidar medyası bangır bangır dokunulmazlıkların kaldırılacağını söylüyordu. Dokunulmazlıklar kaldırıldı. Sonra bangır bangır tutuklanacağımız söyleniyordu. Daha tutuklanma kararımız verilmeden önce TV’den öğreniyorduk tutuklandığımızı. İşte bu nedenle siyasi yargılamadır.

Siyasi yargılama süreçleri böyle oluyor. Siyasi iktidar gücü elinde tutan merkez olarak kendi dışındaki tüm siyasi odakları devre dışı tutmak için her türlü hakkı kendinde görüyor. Ama bazı memleketlerde özellikle bizim memleketimizde böyle bir gerçeklik var. Gücü kim eline geçiriyorsa yargı kurumunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için basınç oluşturuyor.

Yargı kendi denetimi altında olmadığı zaman yargı kurumlarına karşı operasyon düzenlemesi dahil tedbirleri de dahil edecek şekilde yargıya müdahale ediyor ama bir taraftan da müdahale edilmemesi gereken durumları kendisi açısından hak görüyor. Bu memlekette veya çeşitli ülkelerde, yargı kim iktidara gelirse onun elinin alında bir silaha dönüştürülürse o memleketin geleceği yoktur.

“Erdoğan’ın HDP’yi etkisizleştirmeye ihtiyacı vardı”

Yargının AKP tarafından kontrol edildiğine ilişkin değerlendirmelerinin ardından Yüksekdağ, HDP’nin 7 Haziran seçimlerinde “partili Cumhurbaşkanlığı” önündeki güçlü muhalefetlerden birisi olduğu ve bu nedenle HDP’nin engellenmeye çalıştığını ise şu cümlelerle ifade etti:

Cumhurbaşkanının “partili Cumhurbaşkanlığı” değişikliğini hayata geçirmek için HDP gibi güçlü bir muhalefeti etkisizleştirmeye ihtiyacı vardı. Bütün bir toplumda yaratmak istedikleri biat etkisini oluşturmaları için Türkiye’nin en dinamik muhalefet gücünü bloke etmeleri gerekiyordu. Bu HDP’ydi. Sayısız kez Türkiye gerçeğinde sınanmıştır, HDP gücünü siyasi demokratik alandan alır, kimseden icazet almaz ve Türkiye siyasetine güç katar. Türkiye siyaseti dinamizmini HDP’nin bu gücünden almıştır.

Bu dinamiği ortadan kaldırmaya ihtiyacı vardı iktidarın. Ondan sonraki süreç içinde bizlerin 7 Haziran’da parti olarak seçime girme kararını almasından sonra HDP’nin bütün dengeleri değiştiren bir güç ortaya koyması operasyonun temel çıkış noktası oldu. HDP eskiyen siyasi düzene karşı kendini yenileme alarmı verdi 7 Haziran’da. Bu alarmı duyan siyasi iktidar büyük bir paniğe kapıldı. 7 Haziran’da ne oldu siyasi iktidar gücünün mutlak olmadığını Türkiye halklarının çantada keklik olmadığını gördü. HDP’nin aldığı oy siyasi iktidarın dengelerini bozdu.

“Anayasasızlık dönemidir bu”

Türkiye’nin en büyük 3. partisinin genel başkanlarına sürekli olarak terörist denildiğini belirten Yüksekdağ, Türkiye’de bir bekaa sorunu olduğunu ve bunun AKP’den kaynaklandığını söyledi. AKP’nin kendisine yönelen her söylemi dokunulmazlık konusu yaptığını söyleyerek “Bizim karşımızda aslan kaplan kesiliyorsunuz ama siyasi iktidar rüşvetçileri hırsızları yargılamayı beceremiyor ve onlar Amerika’da yargılanıyor” dedi.

Yüksekdağ, AKP’nin bu kargaşayı gürültüyle bastırmaya çalıştığının altını çizerek bu ayıbın örtülemeyeceğini söyledi. AKP’nin her fırsatta “Anayasal düzeni bozmak” demesine ilişkin ise Yüksekdağ “Acı acı gülesim geliyor, Anayasa mı kaldı” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

Temel yasama kurumu anayasayı delik deşik etme görevi biçmiş kendine. Kendi kendine diyor ki “Anayasa’ya gerek yok KHK çıkarırım”. Anayasasızlık dönemidir bu. Hangi anayasal suçlardan bahsediyor bu iktidar?

Bizleri tutuklarken bizim meşru dokunulmazlıklarımızı kaldıran iktidar rüşvet alanları yargılamayı tercih etmedi. Aradan yıllar geçmiş eskiden bakanlık yapan isimler, muhalefet partisi temsilcileri o gün bizim söylediklerimizi söylüyor. Söylediğimiz şuydu: niye yargılanmıyor bu insanlar?

Bizim hakkımızda tek bir yolsuzluk, rüşvet suçu bulamazsınız. Ama yüz kızartıcı suçlarla suçlanan milletvekilleri çifte dokunulmazlık ile korundu. Bizim anayasal haklarımız delik deşik edildi ama hırsızlara çifte dokunulmazlık kalkanı sunuldu.

“Ne engel var şu an siyasi iktidarın önünde?”

Yüksekdağ, 7 Haziran seçimleri sonucunu kabul etmeyen AKP’nin 1 Kasım’da yapılan seçim sonrası tek başına iktidarla yetinmeyerek muhalif olan herkesin Saray’ın önünde hizaya gelmesi için çabaladığını belirtti. Bu süreçten sonra HDP’nin daha açıktan hedef haline getirildiğini, akademisyenlerin tutuklandığını, muhaliflerin baskı altına alınmaya çalışıldığını hatırlatarak şunları söyledi:

Aradan 1-1 buçuk yıl geçti? Ne oldu? Hala düşmanlar, hala operasyon düzenlenmesi gereken odaklar üretmeye devam ediyorlar. Biz beklerdik ki, en azından şöyle düşünürdüm, biz 1 yıldır yokuz. Milletvekillerimiz hapiste, geri kalan HDP vekilleri sürekli soruşturmalarla, sansürle diyelim ki hareketsiz hale getirdiler.

Peki düşündüklerini iddia ettikleri gerçek başarıları elde etmelerinin önünde ne engel var? O sihirli sözcük var ya; kamu düzeni ve güvenliği, niye bu ülkede sağlanamıyor? Niye hala insanlar ölüyor? Darbecilerin hepsini tutukladınız, bütün dünyaya kafa tutuyor, çelme takıyorsunuz. Tamam boyun bükmeyin, tam tersi fazladan kavga ediyorsunuz. HDP milletvekillerini içeride tutuyorsunuz, dışarıda kalanlar hakkında onlarca dava açmışsınız. Milletvekillerinin ne kadar dışarıda kalacaklarının garantisi yok, sürekli bir yargı tehdidi altındalar. Basını medyayı istediğiniz gibi düzenlediniz ne engel kaldı? Bütün devlet kurumları baştan sona düzenlendi. HDP’liler de hapiste, kutsal koalisyonunuzu da kurdunuz.

Ne engel var şu an siyasi iktidarın önünde? Hiçbir engel olmaması gerekirken Türkiye siyaseti de Türkiye toplumsal ve ekonomik yaşamı da 1 yıl öncesinden çok daha kötü bir hale geldi. Biz içerideyiz de siyasi iktidar dışarıda mı acaba? Onlar tutuklu, onlar felç olmuş değil mi? Enflasyon yüzde 13’e gelmiş. Türkiye ağır bir batağın eşiğine gelmiş durumda. Bunu günlük basında duymak mümkün değil ama biz söylemek zorundayız. Türkiye toplumu çok ciddi bir ekonomik çıkmaza sürükleniyor. Bir savaş, vergi ekonomisi yürütülüyor ve ağırlığını Türkiye toplumu taşıyor, bedel ödüyor.

Sendika.Org/ Ankara

Hakkında YOL Medien- und Bildungwerk GmbH

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

Filistin’de ‘Öfke Cuması’: Binlerce kişi sokakta

İsrail askerleri ile Filistinliler arasında çıkan çatışmalarda ...

Hrant Dink davasında 5 tahliye

Hrant Dink cinayeti davasında tutuklu yargılanan dönemin ...

ABD’nin Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak tanımasına kaşı Filistin halkı eylemlere başladı

ABD Başkanı Donald Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti ...

Kapatılan YOL TV’nin 20 Aralık’taki duruşmasına katılım çağrısı

PİRHA- RTÜK tarafından Türksat’ta yayını durdurulan YOL ...

Yol TV’mizi Geri İstiyoruz                

RTÜK tarafından 30 Aralık 2016 günü Türksat ...

Demirtaş davası 14 Şubat’a ertelendi: Gelecek duruşma hazır edilecek

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu ...

Arif Sağ, tedavi için Küba’ya gitti

Türk Halk Müziği’nin usta isimlerinden eski milletvekili ...

Sarraf itiraflarına devam ediyor

ABD’de Halkbank eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet ...

ABD, Kudüs kararını açıkladı!

ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in ...

Zarrab’ın tanıklığında geçen davanın 5. gününde neler oldu?

Reza Zarrab’ın savcılıkla anlaşmasının ardından tanık sandalyesindeki ...